ÜNYE’DE ANJİYO ÜNİTESİ BEKLERKEN, VİTRİN SİYASETİ YETMEZ
Ordu Şehir Hastanesi’nin yapımının tamamlanarak hizmete girmesinin ardından, Ünye başta olmak üzere ilçe hastanelerinde Anjiyo alanındaki eksikliklerin giderilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Özellikle Ünye Devlet Hastanesi’nde Anjiyo ünitesi bölümünün hâlen aktif olmaması, Akkuş gibi uzak ilçelerden gelen hastaların zamanında müdahale alamamasına, dolayısıyla telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açmaktadır. Geçmişte yaşanan ve müdahale edilemediği için kaybedilen canlar, bu eksikliğin ne kadar hayati olduğunu acı şekilde ortaya koymuştur.
Bugün bireysel olarak etkilenmemiş olabiliriz. Ancak yarın aynı durumun bizim ya da bir yakınımızın başına gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Sağlık hizmetleri, yaşanmış acılardan ders çıkarıldığında anlam kazanır. “Oldu-bitti” anlayışıyla değil; önleyici, erişilebilir ve eşit bir sağlık sistemiyle hareket edilmelidir.
Bu nedenle Ünye Devlet Hastanesi’nde Anjiyo ünitesi bölümünün derhal ve ivedilikle hayata geçirilmesi, hekim ve teknik altyapı eksikliklerinin gecikmeden tamamlanması gerekmektedir. Bu konu bir tanıtım faaliyeti, bir sosyal medya vitrini ya da siyasi gündem başlığı değildir. Bu konu doğrudan insan hayatıdır.
Ne yazık ki Ordu’da kenti temsil eden bazı isimlerin, cuma mesajı paylaşmakla, cenaze törenlerinden fotoğraf vermekle, düğün-dernek sofralarında veya seminer salonlarında görüntü vermekle yetindiğini görüyoruz. Oysa mesele; fotoğraf karesi değil, sorumluluk alma meselesidir.
Ünye Devlet Hastanesi başta olmak üzere ilçe hastanelerinin sorunları, siyasi kadrolaşma tartışmalarıyla oyalanmadan, çözüm odaklı bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Yetkililerin, makam kaygısı taşımadan, yarın koltukta olup olmamayı düşünmeden, insan odaklı hizmet anlayışıyla sahaya inmeleri gerekmektedir.
Gerekirse kapılarına çadır kurularak, kamuoyu oluşturularak, kararlılıkla ve ısrarla bu sorunun çözümü için somut bir eylem ortaya konulmalıdır. Aksi hâlde sergilenen tutum, kamuoyunda samimiyetten uzak bir görüntü vermektedir.
Bu çağrı bir eleştiri değil; vicdani, insani ve kamusal bir zorunluluğun hatırlatılmasıdır.
Bugün geç kalınırsa, yarın telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır.
Ahmet BÖLÜKBAŞ
52 Haber Gazete – Köşe Yazısı