RAMAZAN KOLİSİ VİCDANI RAHATLATIR MI, YOKSULLUĞU ÇÖZER Mİ?

Ramazan ayı yaklaştığında, her yıl olduğu gibi yine “yardım seferberliği” başlıyor. İş insanlarından toplanan ramazan kolileri, bazı kurum ve dernekler aracılığıyla listeler üzerinden dağıtılıyor. Kimi zaman bu koliler, bağışçıların değil; dağıtan kurumların yardımıymış gibi sunuluyor. Bu manzaraya artık alıştık. Peki hiç durup şunu sorduk mu: Ramazan kolisi dağıtılınca mesele gerçekten çözülmüş mü oluyor?

Bir koliyle bir ailenin kaç günlük ihtiyacı karşılanır?
Karnı doyan insanın derdi bitmiş mi sayılır?

Yoksulluk yalnızca açlık değildir. Yoksulluk; çocuğun ayağındaki ayakkabının delinmesi, annenin temizlik malzemesi alamaması, babanın cebinde bir lira dahi olmadan evden çıkmasıdır. Yoksulluk; hijyen, barınma, eğitim, sağlık ve nakit ihtiyacının bir bütün olarak karşılanamamasıdır. Ama biz her yıl, bu çok katmanlı sorunu birkaç temel gıda maddesiyle geçiştirdiğimizi sanıyoruz.

Asıl sorulması gereken soru şudur:
Bu kadar çok hayırsever varsa, neden bu kadar çok muhtaç insan var?

Eğer yardım gerçekten çözüm olsaydı, yıllardır aynı aileler aynı listelerde yer almazdı. Eğer mesele yalnızca gıda olsaydı, yoksulluk nesilden nesle aktarılmazdı. Demek ki sorun yardımsızlık değil; adaletsizliktir. Demek ki sorun paylaşmamak değil; yanlış paylaşmaktır.

İslam dini, yılda bir koli dağıtıp vicdan rahatlatmayı mı öğütler?
Yoksa yoksulluğu doğuran düzeni sorgulamayı mı?

Gerçek anlamda İslam’ın yaşandığı bir toplumda, bir kesim servet içinde yüzerken diğer kesimin yardıma muhtaç olması normal midir? Yoksulluğun yaygın olduğu yerde, zenginliğin belirli ellerde toplanması tesadüf olabilir mi?

Ramazan, sadece tokların açları hatırladığı bir ay olmamalıdır. Ramazan; neden bu kadar çok aç insan olduğunu sormanın ayıdır. Yardımı değil, yoksulluğu bitirmeyi hedeflemenin zamanıdır.

Bir koli vermek kolaydır.
Ama adil bir düzen kurmak cesaret ister.

Ve belki de en zor soru şudur:
Biz gerçekten yardım mı ediyoruz, yoksa sadece vicdanımızı mı susturuyoruz?