SİYASETİN GÖLGESİNDE YÖNETİM OLUR MU?
Vizyonsuz siyasetin bulaştığı her kurum, zaman içerisinde kendi özünden bir parça kaybetmeye mahkûmdur. Çünkü kurumlar; kişilerin, makamların veya siyasi hesapların değil, kamu hizmetinin merkezinde olmak zorundadır.
Ünye Devlet Hastanesi üzerinden bugün yaşanan tartışmalara baktığımızda, aslında bugünün sorunlarının yalnızca bugünkü yönetim kadrosuyla açıklanamayacağını görmek gerekiyor.
Yıllar önce siyasi veya yerel etkilerle belirli kişilerin tercih edilmesi, istenilen personellerin kurumlara yerleştirilmesi ve liyakat yerine farklı kriterlerin öne çıkarılması; bugün yaşanan birçok problemin başlangıç noktası olabilir.
Bugün gelinen noktada ise yerel iradenin gerçekten irade gösterip göstermediği sorgulanmalıdır.
Çünkü yöneticilik yalnızca rutin işleri yürütmek değildir. Yönetici; ortaya çıkan problemi görebilen, çözüm üretebilen, gerektiğinde alışılmış düzenin dışına çıkabilen, bilgi ve tecrübesini kurumsal faydaya dönüştürebilen kişidir.
Ancak günlük rutinin dışına çıkamayan, kendisini mevcut yönetim anlayışından daha başarılı ve daha zeki gören bir özgüven anlayışı, kurumları ileriye taşımak yerine sorunların büyümesine neden olabilir.
Ünye Devlet Hastanesi'nde bugün konuşulan otopark sorunu başta olmak üzere idari meselelerin, yalnızca yönetici değişikliğiyle çözülebileceğini düşünmek de bana göre gerçekçi değildir.
Çünkü sorun sadece kişiler değil, sistemin kendisidir.
Yönetim değişir, isimler değişir, makamlar değişir; ancak siyasetin kurumsal yönetim üzerindeki gölgesi devam ettiği sürece aynı sorunların farklı isimlerle yeniden ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Son dönemde hastane yönetimi ve personellerle ilgili kamuoyunda çeşitli iddialar, söylentiler ve dedikodular da gündeme geliyor. Personellerle ilgili uygunsuz görüntülere ilişkin iddialardan, doktorlar ve reçeteler üzerinden ortaya atılan çeşitli söylemlere kadar birçok konu konuşuluyor.
Burada önemli olan, iddiaların gerçek olup olmadığının yetkili makamlarca ortaya konulmasıdır. Ancak daha da dikkat çekici olan, kamuoyunda bu kadar çok soru işareti oluşmasına rağmen yönetim tarafından yeterli ve açıklayıcı bir iletişim kurulup kurulmadığıdır.
Kamu kurumlarında sessizlik bazen sorunları çözmez; tam tersine soru işaretlerini büyütür.
PEKİ ÇARE NEDİR?
Bence çözüm, siyasetin hastane yönetiminden elini çekmesinden geçiyor.
Siyaset elbette kamu yönetiminin dışında değildir. Ancak siyasi iradenin görevi, kuruma liyakatli yöneticiyi seçebilecek sistemi oluşturmak olmalıdır. Yöneticinin nasıl karar vereceğine, kimi koruyacağına veya kimi göreve getireceğine ilişkin siyasi gölgeler oluşturmak değildir.
Bir kurumun başına getirilecek kişinin öncelikle liyakatine, bilgi ve tecrübesine, yönetme kabiliyetine ve kamu hizmeti anlayışına bakılmalıdır.
Çünkü siyasi referansla gelen yönetici, zamanla siyasetçiye karşı sorumluluk hissedebilir.
Oysa kamu yöneticisinin asıl sorumluluğu vatandaşa ve kuruma karşı olmalıdır.
Bugün Ünye Devlet Hastanesi'nde yaşanan sorunların çözümü için sadece yönetim değişikliğini tartışmak bana göre eksik bir yaklaşım olur.
Asıl tartışılması gereken şudur:
Bu kurumlar neden liyakat esasına göre yönetilmiyor?
Neden bazı makamlar için siyasi yakınlık, kişisel ilişkiler veya farklı hesaplar liyakatin önüne geçebiliyor?
Ve daha önemlisi;
Neden kurumun gerçek ihtiyaçlarını bilen, sorunları çözebilecek bilgi ve tecrübeye sahip insanlar yerine farklı kriterlerle belirlenen kadrolar tercih ediliyor?
Çünkü liyakatli kadroların iş başına gelmesi, siyasetin kurumlardaki hareket alanını daraltabilir.
Belki de asıl mesele tam olarak budur.
Bir kurumun siyasetin gölgesinden çıkması, o kurumun sahibinin siyaset değil kamu ve vatandaş olduğunu hatırlaması demektir.
Ünye Devlet Hastanesi'nin bugün ihtiyacı olan şey yeni bir isimden çok daha fazlasıdır.
İhtiyaç olan şey;
Liyakat.
Şeffaflık.
Hesap verebilirlik.
Kurumsal yönetim.
Ve en önemlisi, siyasetin gölgesinde değil, kamu hizmetinin sorumluluğunda hareket eden bir yönetim anlayışıdır.
Çünkü isimleri değiştirerek sorunları değiştiremezsiniz.
Sistemi değiştirmeden, sonucu değiştiremezsiniz.
Ve siyaset kurumların yönetiminden gerçekten elini çekip liyakatli kadroların önünü açmadığı sürece, bugün Ünye Devlet Hastanesi'nde konuştuğumuz sorunları yarın başka bir kamu kurumunda konuşmaya devam ederiz.
Asıl soru artık şudur:
Kurumları kim yönetecek? Siyasetin tercih ettiği kişiler mi, yoksa liyakat sahibi yöneticiler mi?
Cevabı, yalnızca hastanenin değil, Ünye'nin geleceği açısından da önemlidir.