Ordu’nun Fatsa  ilçesine bağlı Bolaman Mahallesi’nde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan tartışmanın merkezinde, Bolaman Limanı’nın kullanım amacı dışında değerlendirilmesi iddiası yer alıyor. Sürecin kamuoyuna taşınmasına neden olan açıklama, Bolaman Mahalle Muhtarı Şükrü Güneş tarafından yapıldı. Açıklamanın temelinde, Bolaman Su Ürünleri Kooperatifi’nin, Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile imzaladığı kira sözleşmesine aykırı davrandığı iddiası bulunuyor.

Edinilen bilgilere göre, Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bolaman Su Ürünleri Kooperatifi arasında 19 Ağustos 2022 tarihinde bir kira sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşmeye göre Bolaman Limanı, açık ve net biçimde “balıkçı barınağı” olarak kullanılmak üzere kooperatife kiralandı. Sözleşmede, liman alanının amacı dışında kullanılamayacağı, alanda sabit tesis kurulamayacağı ve kıyı mevzuatına aykırı herhangi bir yapılaşmaya izin verilmeyeceği hükümleri açık şekilde yer aldı.

Ancak iddialara göre kooperatif, söz konusu liman alanını zaman içerisinde balıkçılık faaliyeti dışına çıkararak metal sacların depolandığı bir alan haline getirdi. Bu sacların, balıkçılık faaliyetlerinde kullanılan sıradan ekipmanlar olmadığı; gemi yapımı ve ağır sanayi alanlarında kullanılan büyük ölçekli saclar olduğu belirtildi. Liman sahasında bu sacların istiflenmesiyle yetinilmediği, ayrıca alana kalıcı beton zemin döküldüğü ve sabit nitelik taşıyan düzenlemeler yapıldığı ifade edildi. Bu durumun, kira sözleşmesine açıkça aykırı olduğu gibi Kıyı Kanunu ve çevre mevzuatı açısından da ciddi ihlaller barındırdığı öne sürüldü.

Bolaman Mahallesi’nin, tarihi dokusu, sahil şeridi ve kentsel sit alanı statüsü nedeniyle korunması gereken bir yerleşim alanı olduğu vurgulanırken, liman alanına yığılan metal sacların mahalle siluetini bozduğu, görsel kirlilik yarattığı ve turizm potansiyeline zarar verdiği belirtildi. Mahalle sakinlerinin uzun süredir bu durumdan rahatsız olduğu, muhtarlığa çok sayıda şikâyet iletildiği ve sacların kaldırılması yönünde talepler oluştuğu kaydedildi. Yaklaşık yedi aydır hem sözlü hem yazılı uyarılara rağmen herhangi bir somut adım atılmadığı, kooperatifin mevcut kullanım şeklini sürdürdüğü ifade edildi.

Yaşanan gerilim, yalnızca idari ve hukuki boyutla sınırlı kalmadı. Muhtar Şükrü Güneş, süreç içerisinde makamına gelinerek kendisine yönelik tehdit içeren ifadeler kullanıldığını, bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. Kamu görevi yapan bir muhtarın bu tür baskı ve tehditlerle karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğu vurgulanırken, olayın adli mercilere taşınmasıyla birlikte sürecin yargı boyutu da başlamış oldu.

Kooperatif cephesinden muhtara yöneltildiği belirtilen “rant peşinde” iddialarına da açıklamada açık bir dille yanıt verildi. Muhtar Güneş, bu tür söylemlerin gerçeği yansıtmadığını, meselenin şahsi değil tamamen Bolaman halkının iradesi, kamu yararı ve mahallenin geleceği ile ilgili olduğunu ifade etti. Tartışmanın kişiselleştirilmesinin, asıl sorunu perdelemeye yönelik bir yaklaşım olduğu görüşü dile getirildi.

Sürecin en dikkat çeken ve henüz yanıtlanmamış sorularından biri ise, liman alanında depolanan metal sacların Ünye Limanı’ndan Bolaman Limanı’na hangi amaçla ve hangi faaliyet kapsamında getirildiği oldu. Balıkçı barınağı olarak kiralanmış bir alanın, fiilen tersane veya sanayi deposu gibi kullanılıp kullanılmadığı sorusu kamuoyunda yüksek sesle sorulmaya başlandı. Bu sorunun yanıtı, limanın kullanım amacının aşılıp aşılmadığının netleşmesi açısından kritik önem taşıyor.

Hukukçulara göre, sözleşmede yer alan “amacı dışında kullanım”, “sabit tesis yasağı” ve “çevresel yükümlülükler” maddelerinin ihlal edilmesi halinde, kira sözleşmesinin feshi dahi gündeme gelebilir. Bu durumda sorumluluk yalnızca kooperatif yönetimini değil, denetim mekanizmalarını da kapsayabilecek bir sürece evrilebilir.

Gelinen noktada Bolaman Limanı’ndaki tartışma, basit bir depolama meselesinin çok ötesine geçmiş durumda. Olay, kamuya ait kıyı alanlarının nasıl ve kimler tarafından kullanılacağı, yerel halkın söz hakkı, turizm ile sanayi faaliyetleri arasındaki denge ve kamu yararının nasıl korunacağı gibi temel soruları da beraberinde getiriyor. Bolaman’da yaşanan bu süreç, yalnızca bir mahallenin değil, kıyı bölgelerinde benzer şekilde kullanılan tüm liman ve barınak alanlarının geleceğine dair önemli bir örnek olarak dikkat çekiyor.

Kamuoyunun beklentisi ise açık: Tartışmaya konu olan tüm iddiaların şeffaf biçimde incelenmesi, liman alanının hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığının net biçimde ortaya konulması ve Bolaman halkının iradesini yok sayan hiçbir uygulamaya izin verilmemesi. Sürecin nasıl sonuçlanacağı, yapılacak idari ve adli incelemelerle önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.