Üretici ile market arasındaki fiyat farkı, tarım sektöründeki yapısal sorunları bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayına ilişkin üretici ve market fiyatları ile tarımsal girdi maliyetlerindeki değişimleri değerlendirdi. Açıklanan veriler, özellikle sebze grubunda fiyat makasının tarihi seviyelere ulaştığını ortaya koydu.

TZOB tarafından paylaşılan verilere göre, Ocak ayında üretici ile market arasındaki en yüksek fiyat farkı yüzde 278,1 ile havuçta görüldü. Havuçtaki bu farkı, yüzde 275,8 ile maydanoz, yüzde 229,8 ile pırasa ve yüzde 225,7 ile marul izledi. Bu ürünlerde üreticinin tarlada sattığı fiyat ile tüketicinin markette ödediği fiyat arasında üç kata varan farklar oluştu.

Uzmanlar, bu tablonun yalnızca mevsimsel dalgalanmalardan kaynaklanmadığını, aksine tarımda uzun süredir biriken yapısal sorunların sonucu olduğunu belirtiyor. Ürünlerin tarladan sofraya ulaşana kadar geçtiği süreçte; nakliye, komisyon, hal sistemi, fire oranları, depolama maliyetleri ve perakende kâr marjlarının fiyatları katladığı ifade ediliyor. Özellikle yaş sebze ve meyvede soğuk zincir eksikliği, ürün kayıplarını artırarak maliyetlerin tüketiciye yansıtılmasına neden oluyor.

Öte yandan üretici cephesinde tablo farklı. TZOB’un değerlendirmesine göre, çiftçinin girdi maliyetleri artmaya devam ediyor. Gübre, mazot, yem, elektrik, zirai ilaç ve sulama giderleri, üreticinin maliyet yükünü her geçen ay daha da ağırlaştırıyor. Buna karşın birçok üründe üretici satış fiyatları aynı oranda artmıyor, hatta bazı ürünlerde maliyetin altında satışlar yapılıyor. Bu durum, üreticinin gelirinin erimesine ve üretimden çekilme riskinin artmasına yol açıyor.

Şemsi Bayraktar, üretici ile market fiyatları arasındaki farkın bu denli açılmasının, hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğine dikkat çekti. Bayraktar, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını, tüketicinin ise gıdaya pahalı erişmek zorunda kaldığını vurguladı. Aradaki kazancın ise çoğu zaman üreticiye değil, aracılar ve zincirin diğer halkalarına gittiğini ifade etti.

Ekonomistler, fiyat farklarının artmasında plansız üretim, arz-talep dengesizlikleri ve etkin bir piyasa denetiminin olmamasının da etkili olduğunu belirtiyor. Bazı ürünlerde aynı dönemde arz fazlası oluşurken, lojistik ve pazarlama sorunları nedeniyle bu ürünlerin tüketiciye yeterince ulaşamadığı, bunun da fiyat dalgalanmalarını artırdığı kaydediliyor.

Gıda enflasyonunun yüksek seyrettiği bir dönemde açıklanan bu veriler, tarımda yapısal reform ihtiyacını bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlara göre, üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi, hal yasasının güncellenmesi, sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması ve girdi maliyetlerini düşürecek desteklerin artırılması, fiyat makasının daraltılmasında kritik rol oynuyor.

Ocak ayı verileri, tarımda üretici ile tüketici arasındaki zincirin sağlıklı işlemediğini net biçimde ortaya koyarken, çözüm üretilmediği takdirde hem üretimin sürdürülebilirliği hem de vatandaşın gıdaya erişimi açısından risklerin artacağına işaret ediyor.