DEPREME DAYANIKLI EV İSTEYENE DEVLET DESTEKLİ KREDİ!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hayata geçirdiği “İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi” kapsamında, riskli yapılarda oturan vatandaşlar için dikkat çeken bir finansman modeli devreye alındı. Pilot olarak İstanbul, İzmir, Kocaeli, Sakarya, Manisa ve Tekirdağ’da başlayan uygulama ile hem deprem riskinin azaltılması hem de modern, enerji verimli konutların yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Proje kapsamında vatandaşlara 3 milyon TL’ye kadar kredi desteği sağlanırken, geri ödeme süresi 180 aya (15 yıl) kadar uzatılabiliyor. Kredilerde uygulanan faiz oranı yüzde 0,69 seviyesinden başlarken, belirlenen sosyal ve teknik kriterlerin sağlanması halinde bu oran yüzde 0,59’a kadar düşebiliyor.

Ödeme planında ise dikkat çeken bir kolaylık sunuluyor. Kredinin geri ödemesi, inşaat süreci tamamlandıktan sonra başlıyor. Bu durum, dönüşüm sürecinde kira ve inşaat yükü altında kalan vatandaşlar için önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor.

Projede belirli gruplara ek avantajlar da sağlanıyor. Tek konut sahipleri, enerji verimli yapı inşa edenler, kadın hane reisleri ile şehit ve gazi yakınları faiz indirimi imkanından yararlanabiliyor. Tüm kriterleri sağlayan vatandaşlara toplamda yıllık 1,25 puana kadar ek faiz indirimi uygulanabiliyor.

Ancak krediye erişim için bazı temel şartlar bulunuyor. Başvuru yapacak kişilerin:

  • İcra, haciz veya finansal takip kaydının bulunmaması
  • Aylık kredi taksitlerinin hane gelirinin yüzde 70’ini aşmaması
    gerekiyor.

Projenin en dikkat çeken yönlerinden biri ise klasik banka kredilerinden farklı olarak bireysel başvuruya açık olmaması. Süreç, riskli yapı tespiti ile başlıyor. Binası “riskli yapı” olarak belirlenen ve proje kapsamındaki alanlarda bulunan vatandaşlar, ilgili kurumlar tarafından sürece dahil ediliyor. Başvurular doğrudan bankaya değil; belediyeler, Bakanlık birimleri ve proje kapsamındaki finans kuruluşları aracılığıyla yürütülüyor.

Kredi ödemeleri çoğu durumda doğrudan vatandaşın hesabına değil, inşaat sürecini yürüten yüklenici firmaya aktarılıyor. Bu yönüyle sistem, bireysel kredi kullanımından ziyade kentsel dönüşümü hızlandırmaya yönelik proje bazlı bir model olarak öne çıkıyor.

Uzmanlar, sunulan 3 milyon TL’lik üst limitin bazı bölgelerde yeterli olabileceğini ancak özellikle büyükşehirlerde artan maliyetler nedeniyle ek finansman ihtiyacının doğabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca gelir şartı nedeniyle düşük gelir grubundaki vatandaşların projeye erişimde zorlanabileceği ifade ediliyor.

Tüm yönleriyle değerlendirildiğinde bu model, geniş kapsamlı bir kredi paketi olmanın ötesinde, belirli bölgelerde riskli yapıların dönüşümünü hızlandırmayı hedefleyen stratejik bir adım olarak görülüyor.