Cumhuriyet Halk Partisi Ünye İlçe Başkanlığı Basın Açıklaması
DENETİMLER GÜVENLİK AMACIYLA DEĞİL, GELİR YARATMA ANLAYIŞIYLA YÜRÜTÜLMEKTEDİR
Türkiye’nin 2026 yılı bütçesi, ülkeyi yönetenlerin ekonomi politikalarının iflas ettiğinin resmi belgesidir. 2025 yılında yaklaşık 14,7 trilyon TL olan bütçe giderleri 2026 yılında 18,9 trilyon TL’ye çıkarılmış, bütçe açığı ise 1,9 trilyon TL’den 2,7 trilyon TL’ye yükselmiştir. Bir yılda yaklaşık yüzde 40 artan bütçe açığı, kötü yönetimin, plansızlığın ve israf düzeninin sonucudur.
Bu bütçe; halkın değil, krizi derinleştiren anlayışın bütçesidir. 18,9 trilyon TL harcamaya karşılık 16,2 trilyon TL gelir öngörülmesi, daha yıl başlamadan milletin sırtına yeni vergi yükleri ve yeni borçlar bindirileceğinin ilanıdır. Kişi başına düşen yaklaşık 32 bin TL’lik bütçe açığı, her vatandaşın bu yanlış ekonomi politikalarının bedelini ödeyeceğini göstermektedir.
Üstelik iktidar, bütçenin iki yakasını bir araya getirmek için son dönemde vatandaşın cebine doğrudan uzanan uygulamaları artırmıştır. Özellikle son iki ayda yazılan cezalar, adeta bütçe açığını kapatma aracı haline getirilmiştir. Denetimlerin güvenlik amacıyla değil, gelir yaratma anlayışıyla yürütüldüğüne dair toplumda güçlü bir kanaat oluşmuştur. 2026 yılı bütçesinde para cezalarından 348 milyar 398,6 milyon lira gelir hedeflenirken, yılın daha ilk iki ayında kesilen toplam ceza tutarı 1 trilyon 49 milyar 883,8 milyon liraya ulaştı. Böylece iki ayda kesilen ceza miktarı, yıllık hedefin yaklaşık 3 katına çıktı.
Tahsilat oranı düşük kaldı
Kesilen cezalardaki yüksek artışa karşın tahsil edilen tutar 42,6 milyar lirada kaldı. Bu rakam, toplam cezaların yalnızca yüzde 4,1’ine karşılık geldi. Veriler, ceza miktarındaki büyümeyle tahsilat arasındaki farkı da ortaya koydu.En büyük pay vergi ve idari cezalarda
Ocak-Şubat döneminde kesilen 1 trilyon 49,9 milyar liralık cezanın 637,8 milyar lirasını vergi cezaları, 275 milyar lirasını idari para cezaları, 80 milyar lirasını yargı para cezaları, 55 milyar lirasını ise trafik cezalarını da kapsayan pay ayrılan idari para cezaları oluşturdu.
Trafik cezalarında da artış var Trafik cezalarında da yükseliş dikkat çekti. Yılın tamamı için 73,3 milyar lira gelir beklenirken, ilk iki ayda 55,9 milyar liralık trafik cezası kesildi. Geçen yılın aynı döneminde bu tutar 39,9 milyar liraydı. Buna göre trafik cezalarında bir yılda yüzde 39,8 artış yaşandı.
Vatandaşın güvenliğini sağlamak yerine, vatandaşın ümüğünü sıkarcasına uygulanan ceza politikaları kabul edilemez.
Diğer yandan akaryakıt fiyatlarına yapılan artışlar, hem vatandaşın cebini hem de üretimin maliyetini doğrudan etkilemektedir. Mazot fiyatlarındaki yükseliş, nakliyeden tarıma, sanayiden esnafa kadar her alanda zincirleme zamları beraberinde getirmektedir. İktidar, bütçe açığını kapatmak için akaryakıt üzerinden alınan vergileri artırarak dolaylı vergilerle halkın omuzlarına yeni yükler bindirmektedir.
Türkiye’de vergi sisteminin büyük bölümü dolaylı vergilere dayanmaktadır. Gelirine bakılmaksızın herkesin aynı oranda ödediği bu vergiler, adaletsizliği derinleştirmektedir. Zengin de yoksul da aynı vergiyi öderken, bütçe yükü dar gelirlinin sırtına yıkılmaktadır. Bu anlayış sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Emeklilerimiz ise bu ekonomik tablonun en ağır bedelini ödemektedir. Yıllarca çalışarak ülkesine hizmet eden emeklilerimiz, bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanmaktadır. Artan gıda fiyatları, kira bedelleri ve enerji maliyetleri karşısında emekli maaşları erimekte; emeklilerimiz insanca yaşam koşullarından uzaklaştırılmaktadır. Buna rağmen bütçede emeklilerin refahını artıracak kalıcı çözümler yer almamaktadır.
Ünye ve bölgemiz açısından bakıldığında ise fındık üreticimizin durumu ayrı bir kaygı konusudur. Gübre, ilaç, işçilik ve nakliye maliyetleri katlanarak artarken, üreticinin eline geçen gelir aynı oranda artmamaktadır. Fındık üreticisi artan maliyetler karşısında üretimi sürdürmekte zorlanmakta, tarımsal üretim riske girmektedir. Tarımın stratejik önemi ortadayken, üreticiyi desteklemek yerine maliyetlerin artmasına göz yuman politikalar kabul edilemez.
Bugün Ünye’de esnaf artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Çiftçimiz üretimden kopma noktasına gelmiştir. Emeklilerimiz pazara çıkamaz, gençlerimiz iş bulamaz durumdadır. Vatandaşlarımız her geçen gün daha da yoksullaşırken, iktidar bir yandan bütçe açığını büyüten politikalar izlemekte, diğer yandan bu açığı trafik cezaları, dolaylı vergiler ve zamlarla kapatmaya çalışmaktadır.
Bu bütçe; yoksulluğu kalıcılaştıran, emeği değersizleştiren, üretimi geri plana iten bir tercihtir. Krizi çözmeyen, aksine derinleştiren bu anlayış Türkiye’nin geleceğini ipotek altına almaktadır.
Vatandaşlarımız artık bu ekonomik tablonun sürdürülemez olduğunu açıkça görmektedir. Sahada, sokakta, pazarda, kahvede vatandaşın en net talebi şudur: erken seçim değil, hemen seçim. Çünkü bu bütçe, halkın sorunlarını çözemeyecek bir yönetimin devam ettiğini göstermektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi Ünye İlçe Başkanlığı olarak açıkça ifade ediyoruz: Türkiye bu kötü yönetimi hak etmiyor. Üretenin kazandığı, emeklinin insanca yaşadığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı, çiftçinin üretimden kopmadığı bir Türkiye mümkündür. Bunun yolu da halkın iradesinin sandığa yansımasından geçmektedir.
Bu nedenle çağrımız nettir: Türkiye’nin kaybedecek zamanı yoktur. Ekonomik krizin bedelini halkın ödediği bu düzen değişmelidir. Halkın bütçesi, halkın iktidarıyla mümkün olacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Cumhuriyet Halk Partisi
Ünye İlçe Başkanlığı
