SON DAKİKA
Hava Durumu

Hayatımız Kaç Para?

Yazının Giriş Tarihi: 08.12.2021 16:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.12.2021 16:56

Sevgili Peygamberimiz, "Beş şey gelmeden, beş şeyin kıymetini bilin" diyor;

1. Hastalık gelmeden sağlığın, 
2. Fakirlik gelmeden zenginliğin, 
3. Yaşlılık gelmeden gençliğin, 
4. Meşguliyet gelmeden boş vaktin, 
5. Ölüm gelmeden hayatın.

   Bu hadisin, bireyin sahip olduğu şeylerin, henüz elindeyken kıymetinin bilinmesi ve onlardan en azami seviyede faydalanılabilmesi için bireyi ayıktırmaya yönelik tavsiyeler olduğu gibi, aynı zamanda topluma dönük sosyal boyutu da vardır. Ne yazık ki insanların ve toplumların çoğunluğu bu tavsiyelerin gereğini yerine getiremez ve hadiste belirtilen bütün sıkıntılar çeşitli boyutlarıyla yaşanılmak zorunda kalınır.


   Eskiden insanlar harıl harıl çalışıyorlar, tüm meşguliyetlerine rağmen birbirlerine de zaman ayırıyor, çok güzel komşuluk ilişkileri yaşıyorlardı.

Hayatımızda, bugünkü tüketim çılgınlığına karşı, iktisat dediğimiz israftan kaçınma alışkanlığı hakimdi. Bu güzel ahlakımız sayesinde hem malımızdan en azami derecede faydalanıyor, hem gereğinden fazla tüketip borçlanmıyor, hemde birbirimizin sıkıntılarına destek verip toplumsal birliğimizi pekiştiriyorduk. Çocuklarımızın mutluluk çığlıkları her mevsim sokaklarımızı dolduruyor, köylümüz fındığını  çeşit çeşit sebzesini, meyvesini üretiyor, bunları rahatlıkla pazarlıyor ve emeğinin karşılığını almanın hazzını yaşıyordu. Sokakta insanların yüzü gülüyor, huzur ve mutluluktan herkes payına düşeni alıyordu. 
    Evet sanki bu paragrafta size kısa bir masaldan küçük bir pasaj yazmış gibi hissettim kendimi. Hayat şartları nasıl kısa zamanda değişebiliyor ve biz de buna adapte oluyoruz. Hem de öyle uyum sağlıyoruz ki sanki daha önce yaşadıklarımız, aslında yaşanmamış ve yaşanması da pek muhtemel olmayan bir masala dönüşüveriyor zihin dünyamızda. Bundan on sene önce olabilirliğini asla tartışmadığımız birtakım siyasi olaylar bugün hayata geçiyor ve sanki günlük tabii yaşantımızın bir parçasıymış gibi tepkisiz kalıyoruz millet olarak. Yaşadığımız tüketim çılgınlığıyla, hem çok emekle kazandığımız azıcık maişetimizi çarçur ediyor, buda yetmeyip kredi kartlarıyla borçlanıp ipotek altına giriyor, kefaletlerden dolayı dargınlıklar, çekişmeler artıyor, toplumdaki çözülme had safhaya çıkıyor. 
    
Yazımın başından beri anlatmaya çalıştığım gibi, bize ait olan maddi manevi bütün değerlerimize hem fert, hem de toplum olarak sahip çıkmak zorundayız. Bugün elimizde  olana sahip çıkamazsak, yarın bunlar için başkalarına el açmak zorunda kalırız. Bizden olmayan hiç kimse bize yardım etmez. Yardım edecek gibi görünenler de ancak verdiğinden daha fazlasını almak için yakınlık gösterirler.

Bizim tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Şu ana kadar yıkılmış onaltı Türk Devleti'nin belkide tamamı sahip olduğumuz değerlere yeterince sahip çıkamadığımızdan hep içten çökertilmiştir. Dünyada hiçbir millet Türk’ün bileğini mertçe bükememiştir. Bu bileği bugün de bükecek güç mevcut değildir. Ama ne yazık ki bizden öncekilerin yaptığı yanlışlıkları, son yıllar da biz de yapmaya başladık. Tarih tekerrür eder. Aklımızı başımıza almanın vakti geldi de geçiyor bile. 
    Sağlığımızı, varlığımızı, gençliğimizi ve zamanımızı da kaybedip, artık hayatımızla pazarlık aşamasına geldik. Şimdi soruyorum, ve herkes kendine sorsun!!!

Benim hayatım kaç para eder? Vatanımın, milletimin, devletimin varlığı kaç para?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.