SON DAKİKA
Hava Durumu

     Bir bilgeye sormuşlar;"Üstadım,bu dünyada sizi şaşırtan şey nedir?" diye.

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2024 14:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.02.2024 14:42

NE OLUYOR BİZE?

     Bir bilgeye sormuşlar;"Üstadım,bu dünyada sizi şaşırtan şey nedir?" diye...O da;"İnsanoğlu para kazanmak için sağlığını verir,sonra sağlığını geri almak için de parasını verir.Yani geleceğini düşünmeden yaşadığı günü unutur.Böylece;ne bugünü yaşar,ne de geleceği..."

     Çoğu insanlarımız günlük yaşarken,geleceklerini unuturlar.Diğer taraftan maalesef güzel ülkemizde,güzel insanlarımızı günlük menfaatlerle yaşayan bir toplum haline getirdiler.Etrafımıza baktığımızda bunu rahatça görürüz.Bu hale gelmemek için biz ne yaptık?Böyle olanlara nasıl yaklaşım gösterdik,nasıl ikaz ettik,nasıl uyardık? Kendimizce bir çaba harcadık mı? Hiç zannetmiyorum...Peki biz bu kadar duyarsız mıyız,bu kadar vurdumduymaz mıyız?Belki de;"elbette değiliz" diyeceksiniz. Şöyle bir bakalım manzaraya...

     Her şeyi kolay elde etme,çaba harcamadan çok şey kazanma alışkanlıkları kazandık.Belki işimize öyle geldi.Bağ bahçemizde yetişip bizler pekala doyuran sebze-meyvayı yetiştirmedik,çarşıdan alalım dedik.  Eskiden saatlerce yürüdüğümüz yolları  unuttuk,araba kapımızın eşiğine gelsin istedik.Üstelik toplu taşıma araçlarına tenezzül etmeyip özel arabalara sahip olmaya çalıştık.Meralarımız,otlaklarımız boş dururken tavuk,cücük,hayvan beslemeyi bırakıp eti,sütü,yumurtayı çarşıdan alır olduk.İşimizi gücümüzü bıraktık bahçelerimiz bakımsız kaldı.Bir dal fındık odunu yapamadık,bir dikenin başına vuramadık,her gün çarşıya koştuk.Eskiden ne için giderdik çarşıya? Gaz almaya,tuz almaya...Ara sıra da bazar ekmeği,portakil ve benzerleri bir şeyler alınırsa çoluk çocuk bayram ederdi.Evlerimizi, köylerimizi bırakıp gittiğimiz o çarşıdaki  pis kahvelerde sigara dumanı altında vakit geçirip oyun oynarken çayı veresiye yazdırdık,bize de bir torba kömür verseler düşüncesiyle pasif dilenci durumuna düştük...

     Kısaca çalışmadığımız,bağımıza-bahçemize bakmadığımız ,üretim yapmadığımız için hazırcı olduk. Ürünümüz para etmiyor,değerini alamıyoruz,masrafını kurtarmıyor diye zahmet edip yetiştirmediğimiz mahsullerle birlikte bakma zahmeti olmayan iki tavuğun bile gribe yakalanmış gibi evimizin etrafında dolaşmasını çok gördük.Hazırcı toplum olduk vesselam...Üstelik geçinemiyoruz diye mızırdanırken çocuklarımızı da kendimize benzettik.Onlarda artık eve-ocağa sahip çıkmaz oldular.Tembellikten kurtaramadığımız için geçinsin diye gurbete gönderdiğimiz aile fertlerinden birçoğunun peşine ya ailesini yolladık veya 3-5 kişi ailece biz gidip başına çöreklendik.Gönderdiğimiz yerde iş var mı,bu geçime bizim katkımız olur mu diye düşünmedik.Olağanüstü bir durumda uzaktaki akrabalarla görüşmek için posta telefonlarının başında saatlerce sıra beklediğimizi unutup 7'den 70'e herkesin eline bir cep telefonu tutuşturduk.Tuvalette bile telefon müziği ile  çişimizi ediyoruz. Gece gündüz alolar, laklaklar, tık-tıklar gırla gidiyor. Nerden geliyor bu değirmenin suyu...

     Terk ettiğimizden dolayı köylerimizdeki güzelim sağlıklı evler viran olmakta. Çarşılarda beton yığınları arasında zehir solumakta, çürümekteyiz farkında olmadan. Hazırcıyız ya mevcut gelirlerimiz yetmemeye başladı. Bencil toplum olduğumuz için geçimi, dertleri paylaşamadığımız gibi borçlarımızı da paylaşamadık. Sözde hayatımızı sürdürebilmek için mevcut varlıklarımızı, bağımızı-bahçemizi satar olduk. Alan bulabilirsek... Yetiştirdiğin, yemeğe değil, satmaya bulamadığın herhangi bir hayvanın olmadığı için oradan da hava aldın. Ne oldu; sıhhatini verdiğin, kendin için hiç yaşamadan elde ettiğin yerin-yurdun yavaş yavaş eriyor değil mi? Güzelim evinde, tertemiz havalı köyünde oturmak; bağına bahçene sahip çıkmak, bir inek,3-5 tavuk bakmak bu kadar zor mu muhterem köylü kardeşim? Bu arada ailen dağılmış, komşun bir yerlere uçmuş, akrabalar birbirini unutmuş, iyi günümüzü-kötü günümüzü paylaştığımız insani değerlerimiz yok olmuş. NE OLUYOR BİZE?

     Tam olarak ifade edemesek bile durum-u ahvalimiz yukarıdaki gibi,toplumun çoğu bu halde.Gerek görsel,gerek yazılı medya da insanlarımızı bu yönde uyutmaya devam ediyor.Sabah aile sırlarının ortaya döküldüğü-kavga dövüşün eksik olmadığı  paparrazzi,izdivaç proğramları şiddet dizileri derken; birbirinden habersiz,habire tüketen,ne olduğu belirsiz bir toplum haline geldik.Aynı bina içinde birbirine selam vermeyen komşular,"komşusu açken tok uyuyan bizden değildir "hadisini belki hiç akıllarına getirmiyorlar.Yanında adam ölse bile sesini çıkaramayacak kadar duyarsız,çocuklarını düşünmeden evliliğini bitirecek kadar sorumsuz,aile kavramını bitiren doyumsuz,başkalarının namusuna göz diken namussuz,haramı helali karıştıran-eğriyi doğruyu ayrıştırmayan sabırsız ve şükürsüz insanlar etrafımızda bir hayli çoğaldı farkında mıyız? Biz bunun neresindeyiz?Nereye gittiğimizi biliyor muyuz,bu kayık bizi nereye götürüyor? 

NE OLUYOR BİZE?...

 

     Duyarlı,değerlerine sahip,tüketim için değil her şeye rağmen üreten bir toplum bireyi olmamız dilek ve temennilerimizle;HOŞÇA KALIN,DOSTÇA KALIN...18.02.2009

***************************************************************************

  Kıssadan Hisse

***************************************************************************

KÖR KUYUDA OLSAK BİLE!..

 

     Günlerden bir gün,köylerden birinde,adamın birinin eşeği kuyunun birine düşmüş.Niye düşer,nasıl düşer sormayın.Eşek bu,düşmüş işte...Belki kör bir kuyuydu,ağzı toprakla kapatılmıştı, belki üzerini de toprak kaplamıştı. Zamanla tahta çürüdü,zayıfladı,üzerindeki toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm diye eşeği yuttu kuyu. hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı,anırdı kendi dilince.Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor.Üstelik yaralanmış.

     Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız komşularını yardıma çağırdı. Ne yapsak,ne etsek,nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez.Tek çare kuyuyu toprakla doldurmak,ve hayvanı kuyuya gömmek.Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.Zavallı hayvan,üzerine gelen toprakları,her seferinde silkinerek dibe döktü.Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda kuyudan çıkmış oldu.Köylüler eşeğin bu çabasıyle çıkmış olmasına ağızları açık kalakaldı.

     ((Hayat ,bazen bizim de üzerimize abanır.'Ne bazeni, Çoğu zaman.' Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.Bunlarla baş etmenin tek yolu,yakınıp sızlanmak değil,düşünüp silkinmek ve kurtulmak,aydınlığa adım atmaktır.Kör kuyuda olsak bile!.. Bir eşek aklı kadar bizde akıl yoksa yazıklar olsun bize...))

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.