Ünye’de Maden Gerilimi Büyüyor: Hamarat “Abartılıyor” Dedi, Çevre Platformu 637 Vekâletle Dava Açtı

AK Parti Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat’ın, Ordu’daki maden arama faaliyetlerine ilişkin yaptığı “Abartıldığı kadar değil” açıklaması bölgede yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Hamarat’ın kamuoyunda oluşturulan “Ordu’nun tamamı maden sahasına dönüşüyor” algısının gerçeği yansıtmadığını savunmasının ardından, Ünye Çevre Platformu Ünye Adliyesi önünde geniş katılımlı bir basın açıklaması yaptı.

Platform üyeleri, kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşların yoğun desteğiyle yaklaşık 637 vekâlet toplandığını ve maden arama ruhsatı ihalelerine karşı dava açıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada bunun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda “Karadeniz’in en büyük yaşam savunusu hareketlerinden biri” olduğu vurgulandı.

Mustafa Hamarat geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Ordu’daki madencilik faaliyetleriyle ilgili rakamların çarpıtıldığını belirterek fiili kazı yapılan alanın oldukça düşük seviyede olduğunu söylemişti. Hamarat, kamuoyunda oluşan “Ordu’nun yüzde 74’ü maden sahası oldu” söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, işletme faaliyetlerinin sınırlı alanlarda yürütüldüğünü savunmuştu.

Bu açıklamaların ardından Ünye Çevre Platformu tarafından yapılan basın açıklamasında ise bölge halkının ciddi endişe taşıdığı ifade edildi.

Platform açıklamasında, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün 8-9 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirdiği 317. Grup ihaleleri kapsamında Ünye, İkizce, Kumru ve Çaybaşı ilçelerinde yaşam alanlarını kapsayan geniş bölgelerin IV. Grup maden arama faaliyetleri için ihaleye çıkarıldığı belirtildi.

Ünye Çevre Platformu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Ünye Çevre Platformu’nun katılımcıları ve bileşenleri olarak bizler, bu ihalelerin yalnızca belirli koordinatları kapsayan teknik bir işlem olmadığını; bölgemizin su varlıklarını, tarım alanlarını, ormanlarını, meralarını, içme suyu kaynaklarını, kırsal yaşamını ve geleceğini doğrudan tehdit eden bir süreç olduğunu ilk andan itibaren kamuoyuyla paylaşmaya başladık.”

Açıklamada, süreç öğrenilir öğrenilmez siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla toplantılar gerçekleştirildiği belirtildi. İlk toplantının Ordu Çevre Derneği, Fatsa Doğa ve Çevre Derneği ile mahalle muhtarlarının katılımıyla Ünye merkezde yapıldığı, ikinci toplantının ise Ünye Ziraat Odası öncülüğünde gerçekleştirildiği ifade edildi.

 

Platform üyeleri daha sonra gönüllü hukukçularla komisyon oluşturduklarını ve kırsal mahallelere giderek vatandaşları süreç hakkında bilgilendirdiklerini açıkladı. Açıklamada, maden arama ruhsatlarının bölgenin doğal yapısına verebileceği zararların mahalle sakinleriyle paylaşıldığı kaydedildi.

Basın açıklamasında çevresel risklere dikkat çekilerek şu değerlendirmeler yapıldı:

“Bu mesele yalnızca bir maden arama ruhsatının ihale edilmesi meselesi değildir. Bu mesele toprağımızın korunması, içme suyu kaynaklarımızın geleceği, su havzalarımızın güvenliği, ormanlarımızın ve meralarımızın varlığı, kırsal yaşamın devamı, doğal ve kültürel varlıklarımızın korunması, bölgenin temel geçim kaynağı olan fındık üretiminin geleceği, çocuklarımızın ve geleceğimizin savunulması meselesidir.”

Açıklamada ayrıca konunun siyasi görüşlerin ötesinde ortak bir yaşam meselesi olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

“Bu mesele tüm partilerin, tüm toplumsal kesimlerin ve hepimizin ortak meselesidir. Bu mesele; iktidarıyla, muhalefetiyle hepimizin meselesidir.”

Ünye Çevre Platformu, Karadeniz’de son yılların en büyük çevre direnişlerinden birinin ortaya çıktığını savunarak yaklaşık 637 vatandaşın vekâlet verdiğini ve bu vekâletlerle maden arama ruhsatı ihalelerine karşı dava açıldığını açıkladı.

Platform açıklamasında dava süreciyle ilgili şu ifadeler kullanıldı:

“637 yurttaşımızın vekâletiyle açılan bu dava, yalnızca teknik bir hukuk süreci değil; toplumsal meşruiyeti ve kamusal niteliği son derece güçlü bir yaşam savunusu mücadelesidir. Bu dava sadece birkaç kişinin bireysel itirazı değil, doğrudan etkilenen halkın kolektif iradesidir.”

Açıklamanın devamında kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşların iki gün içerisinde noterlerde yoğunluk oluşturduğu belirtilerek, bunun halkın gönüllü şekilde hukuki mücadeleye katıldığını gösterdiği ifade edildi.

Platform üyeleri, açılan davanın yalnızca mahkeme salonlarında sürdürülen teknik bir süreç olmadığını vurgulayarak şu mesajı verdi:

“Bu dava; suyumuzu, toprağımızı, derelerimizi, yaylalarımızı, ormanlarımızı, fındığımızı, köylerimizi ve yaşam hakkımızı savunma davasıdır.”

Ünye Adliyesi önünde yapılan açıklamada ayrıca bölgedeki doğal alanların şirketlerin kâr alanı olmadığı belirtilerek şu çağrı yapıldı:

“Ünye’nin, İkizce’nin, Kumru’nun ve Çaybaşı’nın dağları, dereleri, ormanları, meraları ve köyleri şirketlerin kâr alanı değildir. Bu coğrafya burada yaşayan insanların ortak yaşam alanıdır.”

Platform, tüm vatandaşları yaşam alanlarına sahip çıkmaya, dayanışmayı büyütmeye ve hukuki mücadeleye destek vermeye çağırdı. Açıklama, sürece destek veren hukukçulara, muhtarlara, Ünye Ziraat Odası’na ve vekâlet veren vatandaşlara teşekkür edilerek sona erdi.